Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

Minicik Bir Dev by ~phobiphobia:iconphobiphobia:



Haddinden fazla sıradanlaştırılmış bir günün ertesinde dünyaya hacimsiz bir nokta düştü ağlayarak. Sesindeki tizlik, yoksunluk duygusuyla sızlatıyordu kulak misafiri olan kalpleri. Neyin yoksunluğuydu bu peki? Hiçbir bıçkın kalp celallenip cevaplayamıyordu bu ta içerden gelen soruyu. İşte zamana ve kurallara böyle direnmeye başlamıştı minik yavrucak daha dünyaya geldiği ilk dakikalarda.
Minicikti bu yavrucak ve ailesi bu duruma çok üzülüyordu içten içe. Pamuklara sarmalayıp yatırıyorlardı adeta bir şeycikler olmasın yavrucağa diye. Buna üzülmekten olsa gerek ona uygun isim bulamadı ailesi, hep ertelendi, en iyisi, daha iyisi olsun diye. Gel zaman git zaman bu yavrucak okula başladı. Bir türlü uyum sağlayamadı çevreye, minikliğiyle, sesinin tizliğiyle ve en büyük sorun olan isimsizliğiyle dalga geçiyordu herkes. Dualara boğmuştu gününün her saniyesini bu sebepten. Ağzını zorunlu olmadığı sürece açmıyordu hiç. Susup içinden ağlıyordu dualarını, hele de geceleri gözü uyku görmüyordu dua etmekten. Bir gece o minik beden dayanamadı bu uykusuzluğa, gözleri kapandı usulca.
Gözünü açtığında bir garip hissetti kendini. Sanki kendisi değildi artık, sanki yedi yaşındaki o minik çocuk değildi artık. Odada göz gezdirdiğinde, azman bir beden yerde yatıyordu boylu boyunca. Gözlerine inanamadı, rüyada olduğuna inandı. Gözlerini tekrardan yumdu. Bekledi… Bir, iki, üç hop… Açtı gözlerini, hala rüyadaydı. Hop, kapattı gözlerini. Uzaklardan bir şarkı duydu. Ninni gibi ruhunu okşayan, tanıdık bir şarkı.

‘’Bir zamanlar koca bir dev
Ve minik bir çocuk vardı
Korkusuzca gezerlerdi
Yeşil güzel bir bahçede
Kocaman dev bir bahçıvan
Minik çocuk bir çiçekti
Sımsıcacık yürekleri
Hep elele gezerlerdi

Kocaman devin elleri
Minik çocuğun yüzünden
Korkuları hep silerdi

Ama akıllı insanlar
İnanmadılar bu masala
Koştular kurtarmaya
Minik çocuğu o devden
Onları uyur buldular
O yeşil güzel bahçede
Sımsıkı sarılmışlardı
Bir daha uyanmadılar’’


Uykuya daldı yine. Tepeden sallantılı, minik minik mumların olduğu ve o haşmetli ama bir o kadar da cılız olan mum ışığının aydınlatmaya çalıştığı, sessizliğin inlediği bir mabette gözlerini açtı. Minicik gözleriyle süzdü devasa alanı. İçinde bir ürperti, ayaklarında bir titreme, ‘’ Kimse yok mu? ‘’ diye inletti bu yerle göğün birbirine ebediyen küs kalacağı yeri. Sesinin güzelliğini fark edememişti korkudan. Sorusunun on milyonuncu yankısı da bitmek üzereydi ki o sırada fark etti sesinin de artık bedeni gibi değişmiş olduğunu. Korkusuna korku ekledi bu durum. Daha bu duygudan sıyrılamamışken alışık olmadığı ve hala devam etmekte olan sesinin yankısına bir ses eklendi. Bu ses insan sesiydi ama aynı zamanda da değildi. Bu ses bugüne kadar duymuş olduğu en güzel sesti. Daha önce yoksunluğunu hissettiği bu ses ‘’ney’’ sesiydi, insan sesine en yakın ses… O kadar ulvi bir sesti ki bu ses tüm korkusunu sanki cımbızla sakin sakin söktü götürdü içinden. O ses ona huzur verdi, o ses ona güç verdi, o ses ona olgunluk verdi, o ses ona aşk verdi, o ses ona adını verdi, o ses ona Neyzen Safsu dedi.
©2009 ~phobiphobia
:iconphobiphobia:

Author's Comments

se-zen -aksu'ya
bi nefesss benden..

Comments


love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
:iconathousandone:
kimse yok muuuuu?
:rose:

--
There is no sin except stupidity- Oscar Wilde
:snowflake:

Details

June 17
4.5 KB

Statistics

2
1 [who?]
40 (0 today)
0 (0 today)

Site Map